Tanrıya ve vatanıma karşı vazifelerimi yerine getireceğime, izcilik türesine uyacağıma, başkalarına her zaman yardımda bulunacağıma, kendimi bedence sağlam, fikirce uyanık ve ahlakça dürüst tutmak için elimden geleni yapacağıma şerefim üzerine and içerim.
İzci selamı izci andının tekrarıdır ve sağ elle verilir. Her bir parmak andın ve türenin maddelerine işaret eder.
1. Başkalarına her zaman yardımda bulunmak.
2. İzcilik türesine uymak.
3. Tanrıya ve vatana karşı görevleri yerine getirmek.
4. Küçüklerin büyüklere olan saygı ve bağlılığı.
5. Büyüklerin küçükleri sevmesi ve koruması.
6. Tüm dünya izcilerinin kardeş olduğu ve kopmaz bir bağ ile birbirlerine kenetlenmesi
1. İzci sözünün eridir, şeref ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutar.
2. İzci başkalarına her zaman yardımcı ve yararlı olur.
3. İzci herkesin arkadaşı ve bütün izcilerin kardeşidir.
4. İzci herkese karşı naziktir.
5. İzci yurduna, milletine ve izci liderlerine sadıktır.
6. İzci bitki ve hayvanları sever ve korur.
7. İzci büyüklerinin sözünü dinler, küçüklerini sever ve korur.
8. İzci cesurdur. Her türlü şartlar altında neşeli ve güler yüzlüdür.
9. İzci tutumludur.
10. İzci fikir, söz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.
M.Ö. 2000 yılından beri saflığın ve temizliğin sembolü olmasının yanında 19. yüzyılda kullanılmaya başlanan pusulaların üzerinde şaşmaz yön gösterici anlamına gelen zambak çiçeği Baden Powel tarafından izciliğin sembolü ve arması olarak seçilmiştir. İyiyi ve doğruyu ifade eden zambağın üç ucu izciye verdiği sözü hatırlatır. Orijinal arma her ülkede farklı değişikliklere uğramışsa da zambak çiçeği figürü hepsinde gözükür.
Kız izcilerin sembolü olan yoncanın üç yapraklı olması ise izci sözü ile ilgilidir. Yonca yaprağı da orta çağlarda derebeylerinin sancaklarında bulunup derebeylerinin çevrelerindeki insanları sevdiğini ve onları koruduğunu sembolize eder.
Bugün kullanılan uluslararası erkek izci arması mor zemin üzerine beyaz, kız izci arması ise mavi zemin üzerine altın sarısı rengindedir.
Türk erkek izci arması gri fon üzerine kırmızı, kızlarınki gri fon üzerine yeşildir.
İzcilik teşkilatına katılan genci;
Karakterli, iyi vasıflı, toplum içinde yapıcı duruma sahip, Kanun, nizam, talimat ve emirlere uyan, saygılı, disiplinli, Başkalarını düşünen, Başkalarına yardım etmekten zevk duyan, Kendisi için gerekli el maharetlerine sahip, Kendisine güvenen, sorumluluk almaya istekli ve hazırlıklı, Sağlıklı ve olumlu düşünen Doğa ve kültür eserlerini seven ve koruyan bir insan olarak yetiştirmektir.
İzcilik çalışmaları gençlerin ulusal ve toplumsal yaşam katılmalarını kolaylaştırmanın yanında, oyun ve eğlence havasında onların değişik çalışmalarla kişisel ilgi ve yeteneklerinin gelişmesine, pratik bilgilerinin artmasına, özgür düşünme yeteneğini kazanmalarına yardımcı olur.
Türkiye'de; gençlerin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, ulusal eğitim temelleri paralelinde, Türk olmanın gururunu duyan, yapıcı ve yaratıcı, demokrasi ilkelerini benimsemiş kişiler olarak yetişmelerini amaçlar.
Yollar uzun dikenli olsa da,
Bastığın yer üzüntülerle dolsa da,
Sel çığ ateş önünde her ne olsa da
İzci gülerek yürür
Haydi haydi haydi izci
Şarkı söyle neşelen
Artık veda et şen izci sen arkadaşına
Gidiyorsun iştirak et veda valsine (x2)
Eğer inanmış isen izcilik ateşine
Durma koş yay onu sen yurdun her
köşesine (x2)
Bu ateş ile kampımız sona eriyor
Gelecek sene kampımız yine bizleri
bekliyor (x2)
Artık, artık, artık elveda (x2)
Veda valsi, büyük kampların son gecesi düzenlenen ateş gecelerinin bitiminde söylenir.
Bir kampın öncesinde yapılan hazırlık ve kampa götürülen malzemeler o kamptan alınacak zevki belirleyen en önemli unsurlardır. Özellikle kış kamplarında bu konu çok daha önemli hale gelir. Doğa şartları hafife alınmamalı ve daima en kötüsüne hazırlıklı olunmalıdır. Bir kış kampına gidilirken götürülmesi gereken malzemeler aşağıda açıklanmıştır.
Sıcak kanlı tüm yaratıklar gibi
izciler de vücutlarının ürettiği ısıyı
kontrollü biçimde kaybederek, sabit bir
vücut sıcaklığını korumak zorundadırlar.
Bu yüzden üzerimize nasıl bir kıyafet
giymemiz gerektiği, hem hava şartlarına
hem de vücudun harcadığı güce bağlıdır.
İzciler kamp sırasında tırmanıştan
uyumaya kadar pek çok değişik etkinlik
yaptıkları için kıyafetleri de
ayarlanabilir olmalıdır. Aşağıda kampa
götürülebilecek kıyafetler
tanıtılmıştır. Unutmayın ki kendinize en
uygun kıyafeti ancak zamanla
öğrenebilirsiniz.
Bere & Şapka: Bir kış kampına bere
götürülmesi şarttır. Isı kaybının 2/3 'u
baştan gerçekleşir. Islanması halinde
işlevini yitireceğinden bir yedeğinin
bulunması iyi olur. Geniş siperlikli bir
şapka da yaz kampları için şarttır.
Güneş Gözlüğü: Yüksek irtifada daha
etkin olan ültraviyole ısınlarına ve
güneş ısınlarının kardan yansıyarak
gözümüze normalden çok daha fazla
gelmesiyle oluşacak rahatsızlıklara
karşı kullanılır.
Yun İç Çamaşırı: Soğuk havaya karşı en
klasik silahlardan biri yündür. Yün iç
çamaşırları soğuktan çok iyi korumasının
yanısıra çabuk kuruduğu için de çok
kullanışlıdır. Yun çamaşır ve
çoraplarınızı geceleyin tulumunuzun
içine alarak kurutabilirsiniz. Yün atlet
yerine 2 kat t-shirt de giyilebilir.
Kazak: Kampta 1 kalın kazak yerine 2
ince kazak giymek daha iyidir çünkü bu
şekilde yalnız birini çıkartarak
üstünüzü ayarlayabilirsiniz. En iyisi
polar kumaştan dikilmiş yeleklerdir.
Bunların, boğazı tam kapanabilen, ön
kısmı boydan boya fermuarlı ve bel kısmı
büzülebilen modelleri tercih
edilmelidir.
Anorak: Bunların birçok çeşitleri
vardır. Kaztüyü dolgulu bir anorak çok
iyidir ancak çok pahalıdır ve izci
kampları için gereksizdir. Ayrıca
kaztüyü ıslanırsa izolasyon özelliğini
kaybeder. Muflan denilen sentetik
dolgulu bir anorak yeterlidir, üstelik
ıslakken bile iş görür.
Yağmurluk: İyi bir yağmurluk önemlidir.
Hafif ve az yer kaplayan bir panço hem
sırt çantanızla birlikte sizi yağmurdan
korur hem de gerektiğinde çadır yerine
kullanılabilir.
Eldiven: Eldiven de, bere gibi, mutlaka
taşınması gereken bir malzemedir. Yün
eldivenler kullanışlıdır ama ıslanırsa
(kartopu oynayabilirsiniz) eliniz
üşüyebilir, bu yüzden bir yedek getirmek
faydalıdır. Büyük kayak eldivenleri
ıslanmazlar ancak çok yer kaplarlar.
Ayrıca kampta ellerinizle iş yaparken
parmaksız bir eldiven çok kullanışlı
olacaktır.
Pantolon: Kenarlarında büyük cepleri
olan kadife pantolonlar iyidir. Keçeden
yapılmış asker pantolonları bit
pazarından alınabilir. Kot pantolonlar
tek başına sizi üşütür, genel olarak
pantolonların içine bir şey daha
giyilmelidir. (iç donu , tayt vs.)Yedek
bir pantolon bulundurmak faydalıdır.
Çorap: İçe pamuklu dışa yün çorap
gelecek şekilde çift kat giyilir. Bol
yedek getirilmelidir. Mümkünse yeni
çorap giymeden önce ayakları yıkamak
gereklidir çünkü kirli ayak daha çok
üşür.
Ayakkabı: Bir doğa sporcusunun en önemli
malzemesi ayakkabıdır. Gündelik
ayakkabılar ve spor ayakkabıları uygun
değildir ancak yedek olarak
götürülebilir. Her mevsim
kullanabileceğiniz ve ucuza
edinebileceğiniz bir ayakkabı asker
postalıdır. Bunların burun kısmında
metal koruması olanları kışın uygun
değildir. Benzer bir deri bot da
kullanılabilir. Bu ayakkabılar kampa
gidilmeden bir kaç gün öncesinden
başlayarak bol bol vazelinlenirse su
geçirmezlikleri arttırılır. Ancak uzun
yürüyüşler için bu amaçla yapılmış
yürüyüş ayakkabıları idealdir. Boğazlı
olanları tercih edilmelidir. Deri
ayakkabılarınızı kamp dönüşü mutlaka
temizlemeli ve yağlamalısınız. Aksi
taktirde ömrünü çok azaltırsınız. Ayrıca
kampta ayakkabıları ateşe çok yakında
kurutmak da, derinin çatlamasına sebep
olur.
Tozluk: Tozluk, ayakkabınızın bileğinden
başlayarak diz hizasına kadar çıkan bir
koruyucu kılıftır. Derin kar olan
yerlerde ( ki çoğu zaman öyle olur)
ayakkabı ve pantolonu ıslanmaktan
koruduğu için faydalıdır. Kampa
getireceğiniz naylon çöp torbalarını ve
koli bandını kullanarak kendinize bir
çift tozluk yapabilirsiniz.
Kıyafetleriniz ne çok bol ne de çok
dar olmalıdır. Çorap ve kazaklarınızın
arasına yerleştireceğiniz gazete
kağıtları sizi soğuktan çok iyi
koruyacaktır. Gündüz soğuk havada kat
kat giyinmek yerine vücudunuzu soğuğa
alıştırmaya çalışın. Böylelikle gece
olduğunda bir kat daha giyerek rahat
edersiniz. Çok fazla giyinmek veya
ateşin dibinde oturmak sizi
ısıtmayacaktır. Isınmanın en iyi yolu
hareket etmektir. Sıcak bir çay da
vücudunuzu içerden ısıtırr. (Zaten
kampta çayın keyfine doyum olmaz!) Eski
kıyafetlerinizden uygun olanlarını kamp
için ayırabilirsiniz. Böylece
kıyafetleriniz için tasalanmadan kampın
zevkini çıkartırsınız. Ancak amaca uygun
ve kaliteli malzemenin gerektiğinde
hayatınızı kurtarabileceğini unutmayın.
El Feneri: Geceleyin ormanda hiç ışık
olmayacağı için el feneri çok
gereklidir. İki pille çalışan ufak bir
fener yeterlidir. Eğer fenerinizi
ağzınızla tutabilirseniz iki elinizle iş
yapabilirsiniz. Fener ormanda yolunuzu
bulmak için kullanacağınız bir alet
değildir. Kamp yeri ve çevresindeki
işlerinizde size yardımcı olur.
Tabak, Bardak ve Kaşık: Kırılmaz
olanları tercih edilmelidir. Tabağınızı
seçerken, içinde sıcak yemek varken
rahatlıkla tutabileceğiniz bir tane
olmasına dikkat edin. Saplı, derin bir
metal tas bu yönden çok kullanışlıdır.
(Üstelik yemeğinizi ateşte
ısıtabilirsiniz).
Krem: Soğuk hava ve su cildinizi kurutur
ve çatlatır. Bu yüzden cilt ve dudak
kremi kullanmalısınız.
Matara: Özellikle uzun yürüyüşler için
gereklidir. Pet şişeler de iş görür.
Geceleyin sıcak su doldurup tulumunuzun
içine de alabilirsiniz ancak iyi
kapatmayı unutmayın!
Çakı: Tek bir bıçağı ve konserve açacağı
olan küçük ve basit bir çakı pek çok
işinize yarayacaktır. Elinize batacak
bir kıymık için çakınızın cımbızı çok
kullanışlıdır.
Düdük: Kaybolma durumunda yerinizi belli
etmek için kullanılır.
Yara Bantı: Tüm ekip için taşınan
ilkyardım çantasının dışında, ufak bir
sıyrık vs. için cebinizde bir kutu
bulunmalıdır. Önce yarayı temizlemeyi
unutmayın.
Kibrit: Su geçirmez bir kapta (örneğin
film kutusu) daima yanınızda
taşımalısınız; ne zaman kaybolacağınız
belli olmaz !
Naylon Torba: Çantanıza koyduğunuz her
şeyi torbalamalısınız. Gece donmamaları
için ayakkabılarınızı torbalayıp
tulumunuzun içine almalı, ayrıca çiğ
düşeceği için çantanızı da büyük boy bir
çöp torbasının içine koymalısınız.
Şehir hayatının bizlere sağladığı
türlü kolaylıklar ormanda
bulunmayacaktır. Yine de kamp hayatının
kendine özgü kurallarına uyan izciler
doğa ile uyum içinde olurlar ve kampta
kendilerini evlerinde hissederler.
Kamp hayatı kurallarını öğrenemeyenler
için, kamp bir süre için tahammül
edecekleri bir eziyet haline gelir.
Doğada yaşamanın gereklerini öğrenmek ve
uygulamak sizin için çok faydalıdır.
Kamp için yapacağınız iyi bir hazırlık
kadar kamp yerini doğru seçmeniz de
önemlidir. Öncelikle kamp yaptığınız yer
içme suyuna yakın olmalıdır. Eğer
yanınızda su depolayabileceğiniz bir
bidon vs. var ise, suyun biraz daha
uzağında konaklayabilirsiniz. Ayrıca,
suya gece ve gündüz ulaşabilmelisiniz.
Öte yandan, su kaynağına çok yakın olmak
da iyi değildir. Özellikle akarsular,
karanlıkta izciler için çok gerekli olan
duyma yetisini azaltacaktır. Su
çevresinde toplanan haşarat ve gece su
içmeye gelebilecek orman sakinleri de
(eğer civardaki tek su kaynağı ise)
kampı suya çok yakın kurmamak için bazı
sebeplerdir. İçme suyu daima, çamaşır ve
bulaşık için su alınan yerin üstünden
alınmalıdır. Kirli sular kesinlikle
akarsuya değil, kenarından biraz ileride
toprağa dökülmelidir.
Kamp için çok rüzgar veya güneş alan bir
yer seçilmemelidir. Dere yatağında
olmamalı ve mümkün olduğu kadar düz bir
zemini olmalıdır. Mezarlık yanları ve
hayvan sürülerinin geçtiği yerler de
uygun değildir. Civardan odun
toplanabilmesi de önemlidir. Kamp yeri,
civardaki yerleşim bölgelerine çok yakın
olmamalı, ancak gerektiğinde yardım
alınabilecek bir mesafede bulunmalıdır.
Kamp yerinde çadırlar daire, hilal veya
U şeklinde ve kapıları ortaya bakacak
şekilde kurulur. Kamp ateşi de bu
merkezde yakılır. Ateşten sıçrayacak
kıvılcımların çadırları yakmaması için
gerekli mesafe bırakılmalıdır. Ateş
yakılırken de emniyet kurallarına
tamamen uyulmalıdır. Çadır kurulmadan
önce, zemin taş ve dallardan
temizlenmeli, eğer kar varsa
çiğnenmelidir. Mümkünse yere bir naylon
serilip üzerine birkaç kat gazete kağıdı
konulduktan sonra çadır bunun üzerine
kurulmalıdır. Çadır kurulan yerde az da
olsa bir eğim olacaktır, dolayısıyla
yağmur sularının çadırın üzerinden
akmaması için çadırın çevresine
yeterince derin bir yağmur oluğu
açılmalıdır. Rüzgarlı havalarda,
çadırlarınızın dış ve iç katları
arasındaki boşluğa dolacak olan soğuk
hava sizi geceleyin üşütebilir. Bunu
önlemek için çadırınızın çevresine taş
veya kardan bir set örebilirsiniz.
Kamp için getirilen yiyecekler toplu
halde bir iaşe çadırında saklanmalıdır.
Eğer fazla çadır yoksa naylon
torbalardan bir tane yapılmalı ancak
iaşe asla açıkta bırakılmamalıdır.
Ayrıca toplanan odunlar kesildikten
sonra boylarına göre istiflenmelidir.
Odunluk olarak ayrılan bölgenin etrafı
da bir iple çevrilmelidir. Odunların
üstü ıslanmış ise ateşin yakınına
dizilerek kurumaları sağlanır. Eğer bir
ağaç dalında en ufak bir hayat belirtisi
var ise, o dal kesilmemelidir. Tüm
yapraklar solmuş olsa bile dalın
kırılgan olup olmadığı yoklanmalıdır.
Yaş bir dalı yakmaya çalışmak
tecrübesizliğin işaretidir.
Yukarıda anlatılan hazırlıklar hava
kararmadan önce bitirilmelidir. Gece,
karanlıkta ve soğukta iş yapmaktansa
gündüzden hazırlıkları tamamlamak
elbette daha iyidir. Ancak izciler
geceleyin de ormandan zevk almasını
bilirler. Akşam yemeği yenildikten sonra
kamp ateşi çevresinde geçirilen güzel
anlar "kesin sessizlik" saatinin gelmesi
ile sona erer. Bu saatten sonra
nöbetçiler dışında herkes çadırlarına
çekilir ve kampta sadece ateşin
çıtırtıları duyulur. Kamp ateşi de nöbet
ateşi haline getirilir. Nöbetçilerin
başlıca görevi kulaklarını dört açmak ve
kamp çevresini ara sıra kolaçan
etmektir. Özellikle iaşe çadırı civarına
dikkat edilmelidir. Ayrıca nöbet sırası
gelen izcileri sessizce uyandırmak ve
ısınmaları için çay hazırlamak da
nöbetçilerin görevlerindendir.
Kampta olaylar her zaman istediğimiz
gibi gelişmeyebilir. Bu gibi durumlardan
biri de kaybolmaktır.
Ormanda tüm ağaçlar ve coğrafi şekiller
birbirine benzediği için gece veya
gündüz kaybolmak çok zor değildir. Ancak
geçtiğiniz yerlerdeki belirgin
işaretlere dikkat ederek ve
arkadaşlarınızdan fazla ayrılmayarak
kaybolmayı önleyebilirsiniz. Eğer
kaybolursanız öncelikle soğukkanlı
davranmalısınız. Arkadaşlarınızın sizi
aradığını düşünüyorsanız bulunduğunuz
yerden fazla uzaklaşmamalısınız. Bu
arada, yerinizi belli etmek için düdük
çalabilirsiniz. Eğer kampın yeri
hakkında bir tahmin yapabiliyorsanız
geri dönmeyi deneyebilirsiniz. Böyle bir
durumda saatinizi kontrol ederek,
kamptan kaybolduğunuz yere gelene kadar
geçen süre kadar (yaklaşık olarak)
yürümelisiniz. Bu sırada sizi arayan
arkadaşlarınız için, gittiğiniz yönü
gösteren işaretler bırakabilirsiniz.
Civardaki tepelere veya uygun ağaçlara
çıkarak yerinizi tahmin edebilirsiniz.
Eğer kampı bulmaktan veya bulunmaktan
umudu keserseniz veya gece olmuş ve hava
soğumaya başlamışsa artık kendinize
sığınacak bir yer hazırlamalısınız.
Öncelikle uygun bir yer belirleyip
yanınızdan hiç ayırmadığınız
kibritinizle bir ateş yakmalısınız. Ateş
sizi ısıtacak, gece yerinizi belli
edecek ve size güven verecektir. Eğer
reflektör ateşi hazırlayabilirseniz sizi
daha çok ısıtacaktır. Çıplak toprağa
oturmamalı, kendinize ot ve dallardan
bir döşek hazırlamalısınız. Rüzgara
karşı dal ve taşlardan bir çit hatta bir
barınak da hazırlayabilirsiniz. Elbette
ki bunları yapmayı daha önceden denemiş
olmak size kolaylık sağlayacaktır.
Gündüz olduğunda bir tepeye çıkarak
civardaki yerleşim birimlerini
arayabilirsiniz. Bir akarsuyu da suyun
aktığı yönde takip ederseniz büyük
ihtimalle bir yerleşim yerine
varabilirsiniz.
Kibrit: Nemden hemen etkilenen ve
yanmayan kibritler erimiş muma
daldırılarak izole edilebilirler. Benzer
şekilde kibrit kutusunun yan yüzeyi de
mumlanıp kibritlerle birlikte küçük bir
torbaya konur.
Mum : Bakkallarda satılan mumlar iş
görür. Mum aydınlanmak için değil,
kibrit ile tutuşturulamayan ateşi yakmak
için kullanılır.
Düdük:Tiz sesli bir düdük ile tehlike
anında yer bildirilir.
Pusula:Basit bir pusula yeterlidir.
Önemli olan yürünülen yönü bilmek ve
yanlış yönde giderek zaman ve enerji
harcamamaktır.
Jilet: Küçük bir çakıdan daha keskin
olup az yer kapladığı için daha
yararlıdır. İp: 3 metre uzunluğunda ince
bir naylon ip yararlı olabilir.
İğne & İplik: Sağlam ve kalın bir yorgan
iğnesi bir kartona geçirilip 5 metre
kadar sağlam iplik sarılır. Yırtık ve
sökükler dikilebileceği gibi vücuda
saplanan kıymık ve dikenlerin
çıkartılması için de iğne faydalı olur.
Olta & Misina: Su kenarına yapılan
yürüyüşler için taşınabilir. İğneler bir
mantara saplanarak taşınırsa diğer
malzemeye zarar vermez. Çengelliiğne:
Kopan düğmeler ve ilkyardım için
gerekebilir.
Sargı Malzemesi: 3 cm eninde steril
sargı bezi, bir miktar yapıştırıcı bant
ve 15x90 cm büyüklüğünde bir gazlı bez
bulundurulmalıdır.
Potasyum Per Manganat:
İlkyardım: Saf suda birkaç küçük tanecik
ezilerek iyi bir dezenfektan elde
edilir. Yaralardaki kir bununla
temizlenir. Suyu Dezenfekte Etme: Suyun
içine birkaç tanecik atılır ve yarım
saat beklenirse, su mikroplardan arınır.
Hafif kırmızı renk zararlı değildir.
Durgun sular içilmeden önce mutlaka
dezenfekte edilmelidir. Bu iş için
ayrıca klor tableti bulundurulabilir.
Ateş Yakma: Yarım çay kaşığı potasyum
permanganat ile yarım kaşık şeker
karıştırılarak bir tahta içine oyulmuş
çukur içinde karıştırılır ve elde edilen
ısı ile karışım kendiliğinden alev alır.
Karın Renklendirilmesi: Kar üzerinde çok
belirgin bir iz bırakma için birkaç
kristal kar ile karılır.
Şeker :Potasyum permanganat ateşleme
için yararlı olacaktır.
Çivi : 10 cm uzunluğunda birkaç çivi
taşınmalıdır.
Kağıt & Kalem : Not almak ve ateş
tutuşturmak amacıyla saklanmalıdır.
Hazırlanan bu paket su geçirmez bant ile
kapatılıp bir torba içinde
saklanmalıdır.
Neden ateş yakılır?
Isınmak
Kurumak ve elbiseleri kurutmak
İşaret vermek
Yemek pişirmek
İçilecek suyu kaynatarak mikrop ve
parazitleri öldürmek
Duman saçarak sivrisinek, karasinek vb…
haşereleri kovmak
Ateş yakılacak yer dikkatlice
hazırlanmalıdır. Yakılmak istenen ateşe
uygun büyüklükte, 10-20 cm derinliğinde
bir çukur hazırlanmalıdır. Ağaç
artıkları, kuru otlar, yapraklar gibi
yangına sebep olabilecek maddeler
temizlenmelidir. Daha sonra çukurun
etrafı taşlarla çevrelenmelidir.
Alçak bir ağaç dalının altında ateş
yakılmamalıdır. Yakıldığı taktirde
ateşin üstündeki dallar önce kurumaya
sonra da yanmaya başlar. Karla örtülü
bir ağacın altında dallar yüksekte olsa
bile areş yakılmamalıdır. Isının etkisi
ile eriyen kar ve buz parçaları ateşi
söndürebilir.
Ateşi çamurlu toprak, buz veya kar
üzerinde yakmak zorunluluğunda kalınırsa
taşlardan veya yaş ağaç dalları ve
odunlardan bir platform yapılmalıdır.
Islak taş veya kaya parçalarının
üzerinde ateş yakılmamalı; bu maddeler
ateşe atılmamalıdır. Bu taşların
içindeki su ısındığında taşı bir bomba
gibi patlatabilir.
Yanmakta olan ateşe kesinlikle benzin,
mazot..vb dökülmemelidir.